Hayvani etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayvani etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ocak 2012 Pazartesi

Hayvanla Sınavı

"Hayvan mı alsam eve?" diye düşündüm. Gerçi hayvanı alabileceğim ev dahi yoktu ortada. Oda vardı. Bekar odası. İsimden farklı bi hava çağrıştırıyor dimi. Bekar Odası ! Girince böyle her yerden çıplak kadın resimleri, şişme karılar, porno cd ler kirli donlar, çoraplar,bira şişeleri falan çıkıcak sanıyosun ama yok. Bildiğin geyik desenli battaniyeli yatağı olan tütün kolonyası kokan halıfleks kaplı oda işte. Bekar odası değil de bi çilek genç odası olsaydı daha afilli olurdu ya, neyse konuya dönücem. "Hayvan" diyorum, "Kedi falan mı alsam acaba? Ayyy cınımmm yaaa şirin ufacık bi kedi... Yerim ben onu".. Yemesi güzel olur da o kedi ben işteyken sağa sola sıçar işer falan. Aç kalır yerdeki halıyı yer, yastığıma oturur falan sıkıntı olur.


iyiki de almamışım.. bakışını sktimin

Mümkün mertebe ben işteyken de yaşamını sürdürebilecek daha statik daha ılıman bi hayvan lazımdı bana. "Balık" dedim içimden. Kalender hayvandır balık, ver yemini gerisini sktir et.Arada gel izle yüzmesini falan. Ruhu ferahlatır,rahatlık ve huzur verir. Gelgelelim sümük donduran bi soğuğu vardır odamın, ve garibim balıklar o tropikal renkli cıvıl cıvıl şeyler soğuk bir Sarıyer akşamında dondurulmuş gıdaya dönebilirler diye düşünürken.... Tam o anda; Pıt! diye bir ses gecenin sükunetini yarıverdi aniden. Duvarda dolaşan akrep yere düşmüştü. "Ananskiiii" dememle yorganın içine saklanmam bir oldu. Tırsmıştım. Fakat o da ne? Maneviyatı bol bir anıma denk geldiği için yaşamını bağışladığım kara akrep de donarak hayatını yitirmiş gibiydi. Gerçi günlerdir hep aynı yerde durmasından anlamalıydım bunu. Akrep dediğin gezer dolaşır rızkını kovalar bizim salak öylece duruyordu duvarda. "Akrep bile öldüyse burada hiç bir canlıyı ölüme sürükleyemem" diyip derin bir of çektim. Canını bağışladığım bilumum kedi,kuş,balık malık ne var ne yoksa o anda hepsinin "Abi sağol valla allahrazı olsun, bişey diyon mu gidiyoruz biz" diyip hayatıma girmeden çıktıklarını hissettim.


R.I.P kara akrep

Bir hikaye daha başlar gibi yapıp başlamamış biter gibi yapıp bitmişti.

26 Mayıs 2011 Perşembe

Üzerimde Büyük Baskı Var


Arkadaşlardan talep geldi, "Yahu yazmıyorsun artık, okuyamıyoruz seni. Halbuki ne güzel hecelerin kelimelerin vardı birbiri ardına ahenk içerisinde" dediler. Valla.



Yok lan tamam, kimsenin yazı falan istediği yok, zaten farkettim ki artık yazıdan ziyade kısa,net ve vurucu tespitlerin müdavimi olmuş benim çevrem. Yani nokta transfer gibi nokta tweet atacak adamlara ihtiyac var şu an piyasada. Bende de o yön hiç gelişmedi biliyon mu. Yani yıllardır ortamlarda "Harbi doğru söyledi çocuk" lafı hiç benim adıma söylenmedi. Hep şaşıran ağzı açık kalan ben oldum.

Zaten ben tespit yapsam da yaptırım uygulayamayan bi adamım. Misalen "Süt bende çok gaz yapıyor hacı" tespiti gibi yüzeysel bir tespitte bulunsam dahi kemik gelişimini tamamlamış orangutan gibi bir adam olmama rağmen litrelerce süt içmekten vazgeçmiyorum. Tespitte bulunmak kafi gelmiyor canlarım, biraz icraat adamı olun. Ben olamadım ama siz olun isterim."Beşiktaşın savunması çok aksıyor" diyen adamın koşup kademeye girmesini hayal ederim hep, "57.hükümet çalışmadı hiç" diyen amıcanın bakanlık müsteşarı olmasını isterim canı gönülden. "Altınçilek ömrü uzatıyor" diyen uzman içi altınçilek dolu plastik kapla gelsin ağzımıza altınçilek versin "Ye yavrum ye ömrün uzun olur yersen" desin dilerim.



Tespit işi değişik iş. Bunun için özel seçilmiş adamlar var. Yani adam uykuda sayıklasa dahi laf sokuyor düşündürüyor kaşındırıyor. Bu adamların misyonu bu zira. Zaten ben her kişinin yerkürede ayrı bi misyonu olduğunu düşünürüm. Biri hayvansever biri çevreci biri özürlülere yardımcı ne bileyim bi diğeri de doktor, mühendis vs.. Yani ben hayvansever değilim belki, o vasfa sahip olamadım, bi köpeğe sevgi ile yaklaşamam, kedinin başını okşayamam ama bu işe meyili olan adam benim için bunu yapsın isterim. Yine yeri gelir piknikte ormanı kirletirim, sokakta çaktırmadan meyvesuyu kutusunu atarım yere efenim kağıdıydı torbasıydı hiç elimi korkak alıştırmam atarım yani. Ama bunun için yaşayan adam gelip toplasın isterim bunu, doğa ile ilgili insanları bilgilendirsin "Kirlilik böyle devam ederse Yeşilırmak 4 seneye kadar kuruyucak" falan desin, hiç engel olmam. Doktor hastasını tedavi etsin, mühendis makine motor neyim bulsun. Mesleğini herkes iyi yapsın total olarak toplum kalkınsın dilerim. Ha ben bişey yapmıyorum, ayrı. Zaten ben kediyi tekmelemesem, soda şişesini daşla kırıp çevreyi kirletmesem, kışın soğuk içip motoru bozmasam ne sen hayvansever karı, ne sen çevreci ergen, ve de sağlık gönüllüsü beyazlar içinde sen, hiçbirinize luzum olmazdı. Ama telaşlanmayın, Murat Çınar görevde ve dünya üzerinde tek sorumsuz bilinçsiz insan ben kalacak dahi olsam hepiniz için bişeyler ayarlarım.

Nihat da iyidir.

Nihat demişken, kardeşime istanbulun en büyük ayakkabısını aldım adidastan, ama küçük geldi. Kendisine sivriburun klasik bir ayakkabı yaptırmayı planlıyorum,işlemeli falan. Tank paleti ayak var adamda. İşlemeli ayakkabı giyen var mı aranızda. Hemen terketsin burayı.

Havalar güzelleşince evet ben de siz gibi bir karşıcins arıyorum kendime. Bu insan tabiatında zaten bulunan bişeyse eyvallah da, sonradan kazanılan bi durum ise ben bu yargının beynimde oluştuğu güne lanet ederim. Kaderin böylesine isyan ederim. Homofobik adamım ama Bülent Ersoy dinlemekten de kendimi alamıyorum. Ahmet Kaya'yı "Kişiliği değil sesi önemli benim için" diyerek dinleyenlere saçtığım dehşeti Bülent Ersoy mevzusunda kendime saçamıyorum. Ama ses muazzam dayı.

"Zaz gibi karım olsun" dedi arkadaş. "Zurna gibi zırıldayan gelini anam evde istemez" diye düşündüm. Annem gürültüye gelemez. Ben de gelemem. Güzel, ayrı.

Resim 1.A Atlas Jet biyerlere %30 indirimli uçuyomuş, ona yazdığım reklam şeysinin resmi.


Bu aralar işyeri yoğun ama ben çalışmıyorum. Çalışır gibi yaptığımı da anladılar sanırım, PES oynarken çok defa yakalandım. Ama become a legend'de büyük klüplere transferim sözkonusu iken işi düşünemiyorum. İş demişken, başvurduğum reklam ajanslarından bişey çıkmadı merak edenler(?) vardır. Yine de güzel tecrübe oldu, ajans ortamı gördüm. Maçların ortasaha mücadelesine döndüğü anlarda evlatlarına "Beni fener istiyodu çayırbaşısporda oynarken sakatlandım da gidemedim, zaten dedeniz de izin vermediydi" diye anlatan babalar gibi "Çok büyük reklam ajanslarıylan görüşmüştüm gençken de şartlarda anlaşamadık" diye hikayeler anlatabilirim.Aaa anlatıyormuşum zaten. İstihdamım ile alakalı bi tasarrufum yok yaz sonuna değin. Maaşlar yatıyor.

Ve son olarak, kaçıranlar ve tekrar izlemek isteyenler için; hala yalnızım. Kamuya açık alanlarda dahi birey olduğum çok belli. Seçebileceğiniz en yalnız adamım. Hadi gömdüm. Bye.