osmanlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
osmanlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2011 Cumartesi

Osmanlı'da Sıkıcı Bir Gün

Osmanlı Devleti'nin herhangi bir vilayetinde herhangi bir köyünde savaşsız bi döneminde..
-Muraaat....Muraaaaaaaaaaaaaaaat!

-Ya ne var beeeehhmmşşsşsşş

-Evladım uyan artık sabah ezanı okundu namaza da uyanmadın bari kalk beybabana yardım et

-Lan her gün at mı nallanır arkadaş neymiş bu ya Veli Efendi Hipodromuna döndü ulan ev.

-Veli Efendi'de kim oğul?

-Ha hipodromu çözdün,hipodrom da sıkıntı yok ama Veli Efendi'ye takıldın öyle mi valide hanım...Iyyy... Neo Osmanlıyım, yenilikçiyim ama bana bile valide dedirttiniz ya helal olsun lan.

-Hem mektebi bıraktın hem de çalışmak istemiyorsun bre tembel! Kalkıyo musun sen yoksa ses edeyim mi babana?

-Kalktım kalktım öf.Ayrıca belirteyim ki anacığım ben sınava hazırlanıyorum, tahsili bırakmış değilim. Kahvaltı hazır mı?



"Lan Osmanlıdayız ortaçağdayız sıkıcı falan ama peynirler 10 numara ha..Pembe domates de kralmış.Organik tabi hep...Naturel...Yazayım bunları bi kenara.Bi zaman gelicek moda olucak bunlar hissediyorum"


Kahvaltısını yapar,arka sayfadan okumaya başlayacağı bi yazılı eser arar fakat bulamaz.Çaresiz ahıra iner ve babasına yardım etmeye başlar.




***




At nallayan yaşlı babası anlındaki terini siler, oğluna döner ve öğütleyen tok bir ses tonu ile;

-Nalbantlık işi özen ister, dikkat ister, beceri ister oğul!..

-Hmmm,evet,tabi, muhakkak (yalandan onaylamalar)
-Bak mesela şu beyaz kısrağın ön ayaklarını görüyor musun?

-Evet, görüyorum babacığım

-İşte onlar sana ... Ehehehehe

-Öffff, ben gidiyorum ya.

-Gel lan hemen gitme ehehe kızdın mı lan?

Söylene söylene ahırı terk eder ve işte! Türk gençliğinin yüzyıllar boyu ideali olacak o derin fikir akımı tam da bu anda doğmuştur;



-Ayrı eve çıkıcam hacı, pederle anlaşamıyoz..

***



Siniri biraz dindiğinde ahbabları ile iki çift lakırdı etmek bir acı kahve içmek üzere kasabadaki kıraathaneye yol alır.Yolda;

"Olum buralar çok değerlenicek de ne zaman değerlenicek onu kestiremiyorum, kapatmak lazım şimdiden bi kaç dön...Ayyy! O ne lan anadolu kaplanı mı?... Ha yok kaplumbaymış."






Çekmeköy Sarıgazi falan o civar 13 yy.



Talebe göre devam edecek..

10 Kasım 2011 Perşembe

sorun şu ki;

sorun şu ki biz hep geçmişte çok iyi bir dönem geçirmişcesine söyleniyoruz her hususta.ne zaman hangi konuda iyiydik ki ben hatırlamıyorum.

yani bu millet ne zaman ekonomik olarak rahat bir dönem geçirdi ki bugün gayri safi milli hasıla hesabına düştü. zaten ezelden beri göçebe ya da çiftçi olan dedelerin torunlarıyız ulan. e bilfiil 800 sene savaşmış, son 300 senesini de yoklukla geçirmiş,yokolmanın kıyısından dönmüş türkler gün yüzü gördü de ben mi hatırlamıyorum? yıllarca sarayın ezdiği insanlar şimdi tabir caiz ise saraydan hisse istiyor. e kusura bakmayın ama babayı alırsınız.

başka bi husus da klasik "muasır medeniyetler seviyesi". ülkecek hangi dönem bilim ve sanatta tüm dünya ülkelerini alt ettik, kafaya oynadık ki bugün gelinen noktadan hoşnutsuzuz "eheehe bunlar var ya götlerini yıkayamıyodu lan eheh" diye kötülediğimiz avrupa medeniyetleri hakikaten en boktan zamanlarında bile fen bilimlerinde,felsefede, edebiyatta, müzikte bi dünya eser vermedi mi? literatürlerini cümle aleme dayatmadılar mı? bizde hala eskiye özlem ve hasret var. ulan sanki nobel yağıyordu memlekete de bi anda kesiliverdi.

müzik olayı var birde. sikindirik eurovision da bile "sertabın götü" zoru ile bi kere birinci olabilmişken "türk müziği avrupanın çok gerisinde kaldı ya" diyene sorarım; "senin türk müziğinden kastın nedir bebeğim?" bi yandan arapların bir yandan balkanların bir yandan avrupanın çekiştirdiği müziğin türklüğü mü kaldı.?

edebiyata geleyim, son 200 senesini fransız ve rus edebiyatçıları okumakla onları taklit etmekle geçirmiş türk edebiyatçıları dünyaya bir tek eserini bir dostoyevski gibi bir shakespeare okutabildik mi? yazana çizene bok atmaktan tek satır kaleme alamıyoruz, alamamıştık da bu güne değin. ama görüyorum ki hala o "özenti" döneme atfen bugün ağlıyor bazıları. ulan o günde sen sen gibi eser veremiyordun bugün de veremiyorsun.daha neyin iddiasında neyin hüznünde hasretindesin?

felsefede bi dönem kıpırdanmış mevlevilik gibi bir akımla biraz kendine özgülük sergilemişiz ama zaman geçtikçe onu da arapçılara kaptırmış, yeni doğacak akımları da ya durkheim'dan ya da marx'tan araklamışız.o yüzden temelleri jargonu özgün bir yaşamsal-yönetimsel anlayışı olan bir türk düşünürü yok. e çooook uzun zamandır da yoktu zaten.

sinemada biraz uluslararası platformda ses getiren nuri bilge ceylan'ı beğenmiyoruz gerekçe de şu; "ay bi sahneyi 15 dakika izletiyor,içimiz bayıldı". ulan oscar almış türk filmleri vardı da nuri'ye mi kaldın, daha iyisi vardı da biz mi mani olduk izlemene? bu adamın da tarzı bu şekli bu bak yarak kürek amerikan özentisi polisiye aksiyon değil, japon özentisi karete filmi değil adam kendi memleketinden karelerle kendine has birşeyler koyuyor ortaya. ama sen "ay içim daraldı ayol" diyip çıkar çıkmaz adamı bokluyorsun, sonra eve gidip 3.sınıf amerikan dizilerine talim ediyorsun. serzenmeyi hak ediyor musun?

spor... 50 küsür sene sonra dünya kupasına katılıp 3. olan bir milli takımı ve hocasını yargılayabilen insanlar var bu ülkede.bu doyumsuzculuğu tüm insanlara empoze eden hıncal uluç gibi sik kafalılar var. hep hıncal ve onun gibi dalyaraklar yüzünden sanki geçen sezon tüm kupaları toplamış tüm ligleri domine etmiş de bu sene iyi top oynayamayan takımın taraftarı gibi davranmak bizim adetimiz oldu. sporun futbol kısmında tabir caiz ise kaypak ve doyumsuz, diğer dallarında ise kadir kıymet bilmez olduk. ağzını açan ya "federasyon istifa" der ya da "devlet amatör branşlara bi el atmalı"...

neyse demem o ki; anlamsız, tuhaf bir serzenme halinde insanlarla dolu memleket. genci yaşlısı hep eskiden dem vurma hep bi tavsiye ve referans gösterme peşindeyiz. yapılan şeyleri incelemek geliştirmek yerine hep "eskisinden iyi oldu mu acaba" diye düşünmek tartışmak çok doğal bir refleks haline geldi. herhangi bir hususta ivme kazanmak bu şekilde mümkün değil kanaatimce.