30 Temmuz 2010 Cuma

Araştırma 1; Dişilere Bakışımın Yıllara Göre Değişimi Gelişimi

1987 - 1990
İlk 3 yılı bebeklik dediğimiz otlanma dönemi olması sebebiyle yetersiz şuurdan dolayı kayda almıyorum. Almamışım zaten.

1991-1993 "Muraaat bak kardeş öp kardeşi bakim öp bakim"
Evet şahsıma dişi hususunda tanınan en büyük şanslar bu döneme tekabül etmiştir. Tahmin ediyorum o dönem yaşıtım olan min. 20 "kardeş" ile öpüşmem ve kıyıda kuytuda oynamam için bizzat aileler gerekli şartları sağlamıştı. O dönem öptüğüm kardeşleri şimdi öpsem nikah düşer çocuk olur falan. Kucağına verildiğim genç ablaları hiç saymıyorum bile. Pozisyonun bol skorun mümkün olmadığı yıllar idi.

1994-1997 "Pembe Önlüklüler!"
Anaokulu ile beraber bi önceki dönemlerde bol bol öpüştüğümüz "kardeşler" ile aramızda ilk farklılaşma ilk sosyalleştiğimiz ortamda vuku buluyordu. Aileleri tarafından hafiften saçları da uzatılarak "karşı cins" olduğunun altı çizilen dişiler bir de bizden ayrı olarak pembe önlük giydirilerek hepten kardeşlik bağlarını koparmışlardı. Mahalleden kız arkadaşlarımızın başka mahalleden erkekler ile "kardeş" olmaya başlaması da ilk "dişi kıskançlığının" bünyelerde baş gösterdiği yıllar olarak kayıtlara geçmiştir.

Ayrıca "dişi donu" görmek için daha sonraki yıllarda göstereceğimiz insanüstü çabayı o yıllarda biliyor olsak anaokulu daha farklı olurdu diye de düşünüyorum.

İlkokul ile beraber karma düzen takıldığımız dişilerden gerek aileleleri gerek öğretmenler ve okul yönetimi tarafından ayrı sıralara oturtularak hepten izole edilmiştik. Bu dönemde dişilerden erkek arkadaşlar ile iyi anlaşmamız sebebiyle soğumuş ilişkileri askıya almıştım. Saçların küt kesildiği, sümüğün burundan eksik olmadığı ve gri önlüğün hiç bir dişiye yakışmadığı bir dönemdi ilkokul 1-2-3 dönemi.

Dişiler ile alakalı tek çekişmemiz "okumayı ilk kim öğrenecek, sınıf başkanı kim olacak ve kurdeleyi ilk kim takacak" şeklinde kariyerle alakalı çekişmeler idi. Çalışma ortamında dişi mevcudiyetinde bu kadar profesyonel düşündüğümüz hiç bir dönem olmamıştır, olmayacaktır.

1998-2000 "Murat ... seeeviyoooo"

Yanakların al al olduğu, annem tarafından Küçük İbo'ya benzetildiğim bu dönemde hemcinslerimle top oynamaktan başka bir faaliyet bilmeziken karşıcinsten yaşıtlarım aşk meşk işlerini gerek anne ve ablalarından gerekse tv ve benzeri basın-yayın organlarından öğrenmiş idi. Kendi aralarında hafif hafif dedikodu da çevirmeye başlayan dişiler aşık olma kriterini silgi-kalem isteme işine kadar indirgeyince haliyle bu tarz dedikodulara biz de maruz kaldık. Bu muhabbetlere yabancı olduğumuz içinde "Murat .... seeeviiiyooo" dendiğinde "Yo sadece arkadaşız abartmayın lütfen" diyemeyip kızarıp morararak tekme tokat dalmışlığımız vardır bu dedikoducu ablalara. Keşke bugün de aynı kararlı tavrı sergileyebilsek ve tekme tokat dalsak. Nerdeeee.

2000-2002 "İçi gösteren beyaz gömlek!"

Dişide kıyafetin yine önem arzettiği bir dönem de bu ortaokul dönemidir. Gri önlükle pek bişeyini tespit edemediğimiz dişiler beyaz dizaltı çorap etek ve beyaz gömlekle birer Jennifer Lopez olup çıkarlar gözümüzde. Ergenliğe de bizden önce girmelerinden kaynaklı olarak üst sınıflardaki heriflerle sürtebilirler ve bu sürtmeler bizim için orta 1 ve 2 de pek rahatsız edici olmaz.Fakat Otsbirin keşfi ile beraber "Ellere var da bize yok mu" söylemleri ayyuka çıkar.Kız yüzünden kavgalar bu dönemde yoğunlaşır. Uğruna kavga edilen bişey olunca hem kızlar kendilerini önemli zanneder hem de biz onları yüceltiriz.Ben mi? Ben etmedim.Valla.

Bu dönem "o bunu seviyor" muhabbetlerine dedikoducu olarak dahil olduğum ama rol alamadığım bir dönem idi. Kötü tabi.

Bunun yanında pornografik yayınlarla tanıştırılmamız ve "Akıllardaki büyük soru işareti"ni çözmemiz aynı dönem içerisinde gerçekleşmişti. Anatomik olarak aydınlanmıştık.

2002-2004 "School_girl_teen_porn.avi"

"Lisede kızlar veriyomuş" söylemleri ve "Liseli" fantezileri arasında başlamıştık liseye. Gelgelelim lise; dişinin erkekteki jöle gramajına göre manita seçtiği bir dönem olduğu için ben yine "suskun golcü" edası ile antremanlarda gol olup yağıyor maçlarda ise skor kaydedemiyordum.

Bünyelerinin evrimini tamamlaması ile dişilerin vücut ölçülerini ezbere alacak hale gelmiştik. "Dişi kıyaslama" muhabbetlerinde kriterlerin çoğaldığı hepten iğrençleştiğimiz bi dönemdi.Sebebi sizsiniz lan!

Uzun bir aradan sonra kızlar ile kardeşmişcesine takılıyorduk fakat kardeşlerin gözleri değişik yerlere kayıyordu zaman zaman. "Teselli eden erkek kanka" rolünde oskarlık oyunlar çıkarttığım günlerdi. Hey gidi hey...

Öss telaşı ile çükümüzün yerini unuttuğumuz dönemde lise de bitmişti. Beklentileri karşılamış mıydı bu dönem? Tabi ki hayır.


2004-2008 "Üniversitede bu işler normal"

Değil.Normal değil kardeşim.Otomotiv okuyan,çekingen içe kapanık adamlar için hiç normal değil. Ekosistemimi de değiştirdin daha benden performans bekleme.

Üniversitede internetten kovalama ve arkadaşların düşürdüğü kaşarlar için "kanka ver bi tur da ben bineyim lan eheheh" den öte dişiler hakkında görüşümüzün girişimimizin olmadığı bir dönemdi bu dönem. "Yapan nasıl yapıyor" diye sorana da arabesk cevaplar verdiğimiz bahanemizin bol olduğu bu dönemde platonik aşklar da baş göstermişti. "Deniz Seki'ye msn den evlenme teklif edilir mi lan" diye düşündüğüm anlar vardı. Artık yok. İyileştim.

Liseden kalma, kız arkadaşları teselli edici, akıl verici, iyi dilekte bulunucu "am biti" rolünün üzerime yapışması da basiretimin bağlanmasına büyük etkendir. Gerçi bağlanmasa ne olurdu bu tiple değil mi kuzum?

Dişi ile yapılacak her türlü atraksiyon için tüm imkana sahip bulunduğum bu dönemi pas geçmiş olmam üzücü mü düşündürücü mü onu da okuyanların takdirine bırakıyorum.

2008-2010 "Hazin Son"

MEB ve YÖK'e bağlı kurumların sağladığı sosyal ortamların tümünde 23 Nisan etkinlikleri dışında hiç bir dişiye eş olamamış bir kişi olarak eğitim hayatımı sonlandırdığım günden sonra bi dönem dişilerle ilişkiyi "bayramlarda sms" e kadar indirgemiştim. Askerlik ile beraber hepten kopardığım ilişkiler min. arkadaşlık ve en değersiz zamanlarda takılmalar ile devam ediyor.
Ayrıca askerlik döneminde "dişilere bakış" konusu ayrıca incelenesi bir konu olduğu için daha sonra değineceğiz.

Bu döneme kadar ki seyri ele alırsak;




Bu grafiklerle daha da iyi anlaşılır umarım. Özellikle "Meme elleme imkanı-Yaş" grafiği ile durum daha net ortaya seriliyor. Bu araştırma ile dişilere bakışım ve ilişkilerimde bir değişim muhakkak olmuş fakat pozitif yönde bir gelişimden bahsetmek mümkün değil.
Bu araştırmada emeği geçen tüm dişilere (Deniz Seki dahil) teşekkür ederim.

2 yorum:

Enis İnan dedi ki...

gelde ibne olma

GK dedi ki...

grafik (-) ye düşünce kaçınılmaz olucak. "otsbirlerle tutunduk hayata"