24 Aralık 2010 Cuma

Kırismısa Sokmadan Duramazdım

-Kırismıs geldi ya her taraf ışıl ışıl ne güzel değil mi Taci?
-He lan negzel, yılbaşında ne yapıyoruz iççez mi?
-Kırismıs ulan ayı, yılbaşı değil. Kırismıs hristiyanların dini hedehödösü yılbaşı ise blablasıdır.

Kapitalizmin yancısı olmuş sevgili okurlarım. Yine derin manalı ve incitici hadise ile daha karşınızdayım. Yılbaşı-kırismıs ayrımında gelişen skindirik "entelektüelite" gösterileri ile ilgili problemim şöyle dursun, total olarak bu hadiselerin tüketim toplumunu coşturmak adına büyük bir oyun olduğuna dikkat çekmek istiyorum.

Dış mihraklar bize Hasan Hüseyin Ayşe Fatma gibi amelelik yaptırırken bir yandan da tv ve internet ile bizi özendirdiği Harry Billy Merry ve Jane gibi para harcatmaya çalışıyor. Misal; yılbaşı-kırismıs muhabbetleri ile kafası karıştırılmış,galeyana getirilmiş Suat adlı bir arkadaşımız götünden damla damla ter akıtarak kazandığı 1000 tl ile yılbaşını kutlama gereği hissediyor, etrafındaki ışıl ışıl mekanlar ürünler herkezde bir "yeniyıl havası"... "Ananskim yıl başı geldi lan" diyip kendini malum süreçte faal olmak zorunda hissediyor. Alakalı alakasız tüm yakınlarına hediye almaya çalışıyor, mekan ayarlıyor, içiyor, coşuyor, dağıtıyor 12de 10 dan geriye sayıyor,eşe dosta sms atıyor vs vs.. Yılbaşını Gaziosmanpaşalı Suat olarak değil de New Jerseyli James olarak geçirmiş olmanın hazzını doyasıya yaşıyor.Gelgelelim ertesi sabah triplex bahçeli evinin garajından 86 model Chevrolet ile değil GOP'daki gecekondusundan İETT ile gidecek işine gücüne ve akbilinde 5 lira dahi kalmamış olma ihtimali çok yüksek. Kim kazandı? Kapital kazandı tabi ulan.

Bir de ülkemizin "batıya açılan yüzü" olan çağdaşlık,özgürlük,halkların kardeşliği tırıvırısı ile dolaşan abilerle, muhafazakar mı yoksa yobaz mı olduklarına karar veremediğim "Yılbaşı gavur işi, biz kutlamayık" diyen abilerin kıyasıya çekişmesi var. Şahsım adına yılbaşının makul faaliyetlerle kutlanması hususunda sıkıntı görmüyorum. Bir yıl bitiyo lan boru mu? İnsanlar dinlenmek isteyebilir, oturup "Lan geçen sene ne acayip şeyler oldu mınakii" diye yılın muhasebesini yapabilir, muhabbet edebilir. Bu esnada yiyip içmeleri de çok olağan. Fakat bunu daha yerel, daha bize has yöntemlerle yapmak gerektiğini düşünürüm. Mesela yılbaşı kutlaması için 10 gün önceden çam ağacı süsleyen bi adama mana veremiyorum. "Dayı nabıyon?" dediğimde alacağım cevapların "cevap" olmayacağını ve muhtemelen beni gericilikle suçlayacak şeyler olduğunu biliyorum. Ya da çalıştıkları dış sermayeli şirkette çekilen kura sonucunda 2 kelam muhabbeti olmadığı bir iş arkadaşına hediye alan birini çözmem mümkün değil. O nası bi ruh halidir. Neyin devamı, neyin geleneğinin peşindesin sen be kodumun şirket insanı? Bu tarz yılbaşı aksiyonlarının peşinde koşanların kendileri için "Evet özentiyiz, evet küreselleştik, evet ABD bizi götten sikti, skindirik bir çam ağacına, 250 gram hindi etine, 70lik bi şişe köpeköldüene deliler gibi para saçtık" demesini de beklemiyorum. Yapamazsınız siz öyle şeyler. Uslu çocuklarsınız.

Ayrıca %90ı müslüman olan bir ülkede İstiklal Caddesi %10luk gayrimüslimlere yaranmak için mi süslendi lan? Böyle bir soruyu sorma gafletine düştüğünüzde duyarlı Beyoğlu vatandaşları sizin ağzınıza sıçıverir. Onlara sorsan onlar da"gericilik" diye bir girer ki; mevzu faşist,anarşist olmana kadar gider aman diyim. Maksat İstiklal "Avrupa Kentleri"ne benzesin.

Yılbaşını hadisesini şeklini şemalini bozmadan kendi gibi geçiren bir müslüman Türk'ü anlayabiliyorum ama kırismıs gibi bizim dinimizle alakalı olmayan bir hadise için moda girenleri-moda sokanları anlamam, onamam mümkün değil. Ayrıca bu durumlarından dolayı saygı beklemeleri de enteresan. Ulan zor geliyorsa çıkıver bi zahmet güzel dinimizden geçiver hristiyanlığa biz de diyelim ki; "Adamın dini vecibesi olum"

Bir de kırismıs ve noel ayrımından haberdar olma gibi bir zorunluluk mu var. Bu ayrımdan haberdar değilsek diğer dinlere ve mezheplere saygısızlık mı etmiş oluruz? Tabi ki de olmayız. Hristiyanlığın gerekleri nedir ne değildir, ananesi adeti bilmemnesi %90ı müslüman olan bir ülkede bilinmek zorunda değildir. Sultanahmet'te bütün ramazan boyunca alkol alan, yiyen, içen, sıçan, sevişen turist bizim ananelerimizde oruçlu olan birinin yanında yemenin içmenin ne demek olduğundan haberdar olmadığı gibi biz de noel nedir kırismıs nedir ne değilidir, bilmek zorunda değiliz. O bakımdan rahat olun.
Bunlar aslında bu konuyla alakalı kinimin bir kısmıydı. Daha yılbaşında meydanlardaki kutlamalara ve sahneye çıkan Serdar Ortaç'a 550 bin TL kazandıran düzeneğe sövecektim. Kısmetse bi dahaki seneye. Kusuruma bakın; bakın ne güzelde siktim attım, değil mi?

6 yorum:

girl with the red balloon dedi ki...

Oğlum benim doğum günümde 31 aralık gecesi lan! Çok içime oturuyo amk. Millet içerkene, dansözlerle yiyişirkene, havai fişekler patlarkene doğmuşum.

GK dedi ki...

öyle bi patlama anı tabi..naturel olmuş en azından.

athırsızı dedi ki...

bu konuda da uyusuoz desene. Ayar olurum yılbasılarına. İçmek sıçmak için sanki bi bugun var

GK dedi ki...

"bi gün değil her gün hatırlanmalı"

Laliş dedi ki...

Yalnız direk benim yazıma cevap yazmışsın ve bu kadar aşağıladığın içinde ayrı teşekkür etmem lazım sanırım. yılbaşında zorla kazandığı çarçur eden insanın hatasıdır bu bir geleneğin değil ayrıca.

GK dedi ki...

gelenek falan kalmadı, herşey para akışı dönsün diye var. dikte ettikleri noel kırismıs ot bok şöyle dursun bizim kendi dini bayramlarımız bile "turizm canlanacak" diye uzun tatillerden ibaret görülmeye başlandı. sanki kendini sktirtmeye gelen alman rus vs. turizme yeterince can vermiyor da bir de yerli vatandaş da yesin içsin tüketsin diye "tatile gitme zorunluluğu" varmış gibi zorlanıyor insanlar.