Bünyesel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bünyesel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2010 Pazartesi

Junkla Dost Ol Spamla Arkadaş


ALEV-SENİNKİ KAC CM?
Murat-Ortaokul..Cetvel...Hey gidi be... Nerden nereye.

Fantezi Sepeti-Yılbaşı Gecesi Sabah Dek Sürecek
Murat-Yok yok evdeyiz biz uyuruz 1-2 gibi.

MediSlim Estetik ve Güzellik-Fırsat Kampanyaları...
Murat-Kafamı küçültsem..götümü küçültsem..

Haldun Basur - Acıların Bitiyor !
Murat- Yavaş yavaş toparlıyorum abi.

Giyilebilir Battaniye-Murat Çınar Üşüyor Musun?
Murat-Ruhum üşüyor be dost, bedenim üşüse ne farkeder...Sen yinede şu cekedi belime doğru atıver sana zahmet.

Gizem Devikiz-Göğüslerin büyüklüğünü, şeklini ve sertliğini arttırmaya yönelik...
Murat-Yeterince büyükler zaten. Bi beş kilo versem belki..Haaa kadın için, evet. Büyük ve sert meme hmmmm

Arrom Geciktirici- Geceler daha uzun olsun
Murat-E uzadı geceler hava 9 da kararıyodu eskiden şimdi 5 gibi ... Haaa öyle uzun.. Yok yok gerek yok aldık bitane evde duruyo kullanmadık hiç.

30 Eylül 2010 Perşembe

Şirkete Geldi Aşkımız Tüm Departman Şaşkınız

"Peki neden bizim şirketimiz?"

Hiç böyle bi soruya maruz kalmadım, bu tarz soruları soracak kadar kurumsal şirketler ve şirket kişileri ile işim olmadı. Zaten "şirket" kelimesi beni her daim ayar etmiştir. "Şirkette misin, şirkete geldim, şirketten arkadaşlar, şirketten aradılar vs vs".. Böyle kalıptan çıkmış gibi düz, kravatlı, takım elbiseli adam dialoğu lan şirket dialogları. Kasıntı, "metropol insanıyız ya yoğunuz, koşuşturuyoruz, aman ne kadar kurumsalız ne de önemliyiz" tavırlarında adamlar canlanıveriyor gözümde.

Şimdi bu çalıştığım işletmede (ki bu işletme de resmi olarak şirket ama sanayide bi dükkanız biz) kendimi geliştirirsem (neye göre kime göre) muhtemelen o iğrendiğim şirket insanlarından biri olacağım. Şimdilik arayan sorana "abi" diyebiliyorum fakat bi level atladığımda min. "bey" den açıcaz kapıyı "efendim" ler "emredersiniz"ler havada uçuşacak.

Yok dayı yok.

"Enseye tarak g.te parmak" sektörlere yelken açıyorum tez zamanda.

25 Eylül 2010 Cumartesi

Let's Kick The Racism Out Of İETT

Çanakkale'de zenci mi vardı lan!


Vardı bi zamanlar Kompela bizdeydi bi sezon, sonra Mapeza falan da oynadı. Ama stadtan gördük hep, aynı sosyal ve kamuya açık alanlarda hiç bulunmadık ki..

Metropolü metropol yapan içindeki zencidir canlarım. Dünya üzerindeki tüm metropoller birbirinden farklı tipte, bir çok ırktan insanı bulundurur. Zaten sırf beyazlardan,sırf çekik gözlülerden yada sırf zenciden oluşan bir metropol olmaz. (%100 zenci metropol siksen olmaz, anca Açlık Cumhuriyeti olur ya neyse). İstanbul da bir metropol olarak içinde bir çok zenciyi barındırıyor. Alıştım. Otobüste, minibüste, metroda sokakta cafede sinemada orda burada her yerde zenci görebiliyorum "Anaaaa zenci la bu" demiyorum eskisi gibi. Ama bu sabah itibariyle o metropol insanı genişliğini, o cool tavrı yitirdim artık.

Sabah saat 8.10 suları her zamanki gibi 25A denen İETT'nin en sikik en eski otobüslerini tahsis ettiği hattı ile iş yerime gidiyordum. Genellikle karadeniz bölgesi insanlarından oluşan bir yolcu portföyü vardır bu 25A'nın. Fakat bu sabah Pazar Mahallesi'nde siyahi bir çekirdek aile bu kadroya dahil oldu. "Okuyeeokunwanneokuchekwu" şeklinde gülerek-konuşarak bindiler otobüse bir anne bir baba bir de velet. Otobüsün dikine karşılıklı dizilmiş koltuklarda tam önüme oturdular. Renk itibari ile ilgi çekmemeleri imkansızdı zaten fakat ellerindeki velet hepten ilgi odağı haline gelmişti. Sağa sola koşturması, gülmesi, millete sarılması öpmesi falan...

"Türlü maymunluklar" diyebileceğimiz, ırkına yakışan her türlü yavşaklığı yapıyordu bu 3 yaşındaki minik Obafemi.. Yaşlı amcalar göbeklerini hoplata hopalata güldüler bu ite, dershane kızları "Ay çok şiriiieeeen" diye gülerek okşayarak sevdiler, "Len! Arap! Ehehehe" diye gülüştü gençler.

Fakat tam karşısında oturmama rağmen bana hiç pas vermiyordu bu it. Tam da otobüsteki popülaritesi tavan yapmış iken birden göz göze geldik. Ben her daim baktığım hafif odunsu hafif sinirli bakış ile baktım, o da "Ne o len bi problem mi var, görmüyosun galiba arkamdaki kitleyi, isteseM Tarabya Bayırı'ndan aşağı atarırım seni otobüsten" der gibi baktı. Bakışmamız totalde 3 sn sürdü.

Sonra gelip bacağıma yalandan bi yumruk attı..! Çocuğun anne ve babasına Diego Lugano hakeme bakar gibi bir baktım. Kadıncağız çocuğunu bir çantaymış bir poşetmiş gibi tutup çekti kendine doğru. Artık nası bi hissiyat uyandırdıysam? Bu durumla beraber 25A'daki ufak çaptaki Cosby Show sona ermişti. Herkes işine gücüne baktı.

Zaten güne sinirle başlıyorum ben sayın okurlarım. Uykudan uyanınca 30 Ahmet Çakar gücünde agresifleşip laf soktuğum rivayet edilir. Bu piçe de içten içe bileniyor ".mını sktimin maymunu" diye verip veriştiriyordum. Kim bilir belki de ezik geçen çocukluğumun acısını bu sevgi yumağı haline gelen küçük JayJay dan çıkarıyordum. Belki zenci değil ama daha şirin bi çocuk olsam herşey daha farklı olabilirdi...

4 Ağustos 2010 Çarşamba

Tribüncülük İle Şirket Çalışanlığı Arasındaki İnce Çizgi

Merak ediyordum bu "bey" üslubundan hangi tartışmada, hangi aşamadan sonra, hangi kelime ile çıkarım diye. Bugün öğle sularında öğrenmiş bulunuyorum

-Murat Bey servis makine hedehödö blablabla....
-Ama Cenk Bey vırvırvır....
.......
.......
(Tartışmalar)

-Murat Bey!
-Cenk Bey!
.........
.........
(Benim alttan almamamla devam eden kısım)

-Bu nası servis anasını satiim yaaa!
-Anasını satiim mi? Kendine gel lan angut boşarım dalağını, yükseltme sesini!
-...(Yutkunma) Peki polemiğe girmeyelim Murat Bey
-O tarzını düzeltmezsen her türlü girerim sana, tükürmedim yatına da motoruna da patronuna da
-Sizi distribütör firmanıza şikayet edicem bu servisi vermezseniz
-Lan yürü hala distribütör diyo bana, kapa!

Kayışın koptuğu kelimelerden biri "anasını satiim" imiş. Demek ki orta halli bir tribüncü olarak ben bu kelimeyle modu değiştiriyorum. Daha tribüncü abilerim muhakkak bu herifle tarışmaya başladığı anda analı avratlı dalardı. Yaz mevsiminde bünye tribüne hasret kalınca fıttırma eşiği biraz yükseliyor demek ki. Bunu derhal düzeltmeliyim. Allah bizi özümüzden ayırmasın.

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Benden Duyamayacağınız Sözler Serisi - 1

"O da benden hoşlandı galiba"

Ahhahahaha siktir o da hoşlanmışmış.

Ulan ayı; sen birinden hoşlanmayı nası başardın da o karşındaki de senden -artık nası bi hal ve harekette bulundu ise- sen onu "hoşlanma" olarak algıladın? Hoşlanmışmış, karı o an burnunu karıştırsa "hah hoşlandı galiba bak oooh çıkardı valla malzemeyi" dersin. Bu kadar mağdur musun çocuğum sen? Bırak hoşlanmasın, hoşlansın diye de bekleme yalandan. Hoşlanmak kelimesi ağzında eğreti duruyor bi kere.

Aman diyim dişinin birine gider de "Siz de benden hoşlandınız galiba" dersin! Karının cevabı çok net olur; Hoşt, hoşt lan!


Bu yazdıklarım, 2 kişinin bakışlarının istemsiz kesişmesi anında (ki ne kadar kısa bir süredir hesabını siz yapın, saniye bile değil lan) aklımdan geçenlerdir. İç sesim çok agresif, ama bi o kadar da gerçekçi kodumun iç sesi. Bu sebepten bu tarz kesişmeleri "O da benden hoşlandı galiba" olarak nitelendirmem söz konusu değildir. Ha olur ya dişi kişi daha niyetine dair daha net hareketler yapar, o zaman da "hoşlandı sevdi aşık oldu" falan demeye lüzum kalmadan bi sonraki cümlelere geçişimizi yaparız. (Hiç yapmadı)

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Yeşil Sahalara Geri Dönüyorum

"Sporcu" niteliği taşıyabilmem için bu yıl katiyyen bir spor klübüne dahil olup düzenli şekilde spor yapmam gerekiyor.Farkındayım ki bu yıl düzenli bir sportif faaliyet içerisinde bulunmazsam göbekli bir ofis insanına dönüşmem 2-3 ay kadar kısa bi sürede gerçekleşebilir.Tehlikenin farkındayım ve tam da gaza gelmiş iken bu yaz aylarında bünyeyi forma sokup kış aylarında aktif halde futbol oynar hale gelmeliyim. Tabi bunu planlamak istemek yetmiyor bir de klüp bulmak şart.Onu da ayarlıyoruz, futbol mazisi olan abilerimizden rica edip bi kaç amatör klüp ile bağlantı kurucaz.Sonrası düz koşu,istasyon,çift kale maç...

14 Mayıs 2010 Cuma

Normaaaal!

Bi kaç gündür havaların ısınması ile hem çevresel hem bünyesel değişiklikler gelişmekte malum. Şimdi uzuuuuun bir kış mevsimini geri bıraktıktan sonra bu tarz değişikliklerle karşı karşıya kalıp "yaz geliyo abi normal" diyorum kendi kendime. Sonra Hagi gibi "Normaaaaaal" diyorum.

Mesela;

-Havaların ısınması ile evde işte otobüste ve bilumum kapalı alanda hafiften t.şşak&koltukaltı kokuları hissedilir oldu.Normal.Yazın gelişini 5 TL'lik 8x4 deodoranın ter ile harmanlanarak elde edildiği koku ile anlar olduk.Normal evet.

-Yine ilk madde ile alakalı olarak ortamlarda gelişen kokunun ve sıcağın bertaraf edilmesi için camın pencerenin kapının her daim açık kalışı ile uçuşan kağıtlar defterler dosyalar vs..Ortalığın savaş alanına dönmesi.O da normal.

-Açık alanda rüzgar ve toza maruz kalan bünyelerde burnun sürekli karıştırılması isteğinin doğması.Doluyor tabi haliyle.Karıştırın çaktırmadan.Problem yok,normal.

-Biz erkekler t-shirt konusunda bile kararsız kalmış iken dişi arkadaşların bir anda dekolteleri-minileri fora etmesi bünyemizdeki salgıların ayarı ile oynamadı değil.Hoşumuza da gitmedi değil.Normal.

-Kışın iş çıkışı, kediden kaçan fare gibi yuvasına koşuşturan iş arkadaşlarım bugünlerde iş çıkışı aksiyonlarına,gezmelere-tozmalara verdiler kendilerini. Ben? Bende verdim evet.Çok normal.

-"Kovalamak" fiilinin özünü bulduğu günler bu günler.Allah zeval vermesin, Türk gençleri erkekli dişili kovalıyor bir kaç haftadır.Bahar aylarında normal. Yaşıtlarım hemcinslerim kafalarını jöleye bulayıp av peşinde koşarken benim uyku hasreti çekmem,götü devirip uyumam genele göre anormal, beni tanıyana normal.

-Kamu'ya açık bi ortamda "Kızııııım İTÜ'ye Sertaç'la Demet geliyomooouuuuş!" repliğini duymanıza müteakip, kendinizi bir üniversitenin bahar şenliğine dahil etme gereği duyuyor olabilirsiniz.Normaldir kardeşim.Hakkındır seninde Sertaç görmek,Hande görmek,Demet Şebnem görmek, üniversiteli dişi görmek, kontrolden çıkmış göğüsler kalıbına sığmayan götler görmek.

Sıradan yaz emarelerinden bir kaç adet sundum sizlere.Fakat siz de klasik bahar dönemi gençlik ateşi ile kavruluyor iseniz muhtemelen bu yazıyı okumak yerine bir cafede bir karşıcins ile kesişiyor yahut kesişme safhasını aşmış yiyişiyorsunuz. Belki de yola yeni koyuldunuz anca kovalıyorsunuz. Kampüslerde çim üzerinde göt çürütüyor da olabilirsiniz.Normaldir.Yaz geliyor.

Normaaaal!